İnsanlar hayran olmayı genelde severler. Özellikle hayran olunmayı bir başka isterler. Hayatın her kademesinde hayranlık var ve insanların kokuşmuş kelimelerinde basit yaşamlarını sürdürüyorlar. Bazıları birisine hayran olur, bazıları ise bir şeye... Değişmeyen tek şey vardır: Hayran olunanlar çoğu zaman bunu hak etmezler. Benim şaşırdığım nokta yeri geldiğinde insanların birbirlerini abartırcasına övmeleri. Ya da yeni çıkan bir şeye karşı duyulan hayranlık. Mesela bazıları arabalara, bazıları teknolojik aletlere bazıları ise başarılara hayrandır. Hayat sahte yüzüyle akıp giderken biz yaşamın sahte figüranlarını övgülerimizle beslemeyi tercih ettik. Oysa ki küçücük hücrede yaşananları yüzyıllardır tam olarak anlayamayan insanoğlu kendi içindeki ufacık başarıları ve güzellikleri zirveye çıkarmayı biliyor.
Günümüzde yüksek binalara geniş otoyollara sahibiz, fakat daha az karaktere ve daha dar bakış açısına. Daha çok harcıyor, ama daha az zevk alıyoruz. Daha büyük evlere sahibiz, ama daha küçük ailelere. Daha çok yapacak işlerimiz, fakat daha az zamanımız. Daha çok bilgiye sahibiz, ama daha az doğru kararlar veriyoruz. Daha çok ilacımız var ama daha az sağlıklıyız. Servetimizi katlayarak çoğalttık, fakat değerlerimizi azalttık. Çok fazla konuşuyor, çok az seviyor ve çok fazla nefret ediyoruz. Aya gidip geldik, ama sokağımızın karşısındaki komşumuza gitmekte zorlandık. Dışımızdaki alanları fethettik, fakat içimize ulaşamadık. Daha çok gelirimiz var, fakat daha az moralimiz. Daha özgürce harcayacak zamanımız var, fakat daha az zevk alıyoruz. Daha çok yiyeceğe sahibiz, fakat daha az besleniyoruz. Her eve iki maaşın girdiği, fakat boşanmanın arttığı günlerdeyiz. Daha iyi evlerin, fakat daha çok yıkılmış yuvaların olduğu zamandayız.
Bu nedenle şunları öneriyorum; hiç bir şeyinizi özel bir an için saklamayın. Çünkü yaşadığınız her an özeldir. Araştırın, daha çok okuyun, koltuğunuza oturun sahip olduğunuz manzarayı seyredin. Ailenizle ve arkadaşlarınızla daha fazla vakit geçirin, sevdiğiniz yiyecekleri yiyin ve beğendiğiniz yerleri ziyaret edin.. En sevdiğiniz parfümünüzü saklamayın ve her istediğinizde kullanın. Sözlüğünüzden "günün birinde" ve "bir gün" gibi kelimeleri çıkartın. Ne zamandır yazmayı düşündüğünüz mektubu yazın. Ailemize ve arkadaşlarımıza onları ne kadar çok sevdiğimizi söyleyelim. hayatınıza zevk ve kahkaha verecek katacak hiç bir şeyi ertelemeyin. Her gün, her saat ve her dakika özeldir.
Biz kalıplara sığmak için zaman harcadıkça birileri hayatı yaşanmaz bir çıkmaza götürüyor. Biz gözümüzü her açtığımızda ise anlayamadığımız ölümler ve yıkımlarla karşılaşıyoruz. Bu ne bir kader ne de bir son. Bu sadece yanlış başlangıçların kaçınılmaz devamı. Şimdi kafalarda hazırlanan bütün senaryoların aksine, yaşamın kaynağı olan insanları anlamaya başladıkça ve yanlış olan kavramları daha büyümeden düzelttikçe soluduğumuz hava daha temiz kokacak.. Geçmişte çözemediklerimiz bu gün bize cevaplarıyla geliyorsa sorun onlarda olduğu kadar bizde de var. Unutmayın; bir başarı en az bir kişiye ait olmadığı gibi bir suç da en az bir kişiye ait değildir.
2009-08-23 18:12:33 - merhaba ben yazınızı okudum kutlarım sizi